2016 Mart Ayı Meclis Toplantısı


MART AYI MECLİS KONUŞMASI – 28 MART 2016

Sayın Başkanım,
Sayın Mustafa SÖNMEZ,
Geçmiş Dönem Başkanlarımız,
Onur Üyelerimiz, Meclisimizin Çok Değerli Üyeleri,
Basınımızın Kıymetli Temsilcileri,

Sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Mart ayı Meclis Toplantısı’na hoşgeldiniz.

Bugün aramızda çok değerli bir iktisatçıyı, Mustafa SÖNMEZ’i ağırlıyoruz. Hoşgeldiniz. Başarılı bir gazeteci ve yazar da olan, Sn. Sönmez’in, bugün bizimle paylaşacağı bilgilerin, tarihimizin en zorlu dönemeçlerinden birini geçirdiğimiz bugünlerde hepimize yol göstermesini temenni ediyorum.

Değerli Üyelerimiz,

Maalesef gündemimizi yine terörle açmak zorunda kalıyoruz. Ankara ve İstanbul’da gerçekleştirilen terör saldırılarının ardından, son olarak Brüksel ve Pakistan’da saldırılar yeniden dünyaya terörün kanlı yüzünü hatırlatmıştır.

Terörün dili, dini, ırkı, toprağı olmaz. Masum vatandaşlara yapılan her türlü eylem katliamdır, caniliktir. Lanetlemenin ötesine de ne yazık ki gidemiyoruz.

Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allahtan rahmet dilerken,  ailelerine, misafirlerimizin acılı yakınlarına, tüm ulusumuza ve tabi ki Belçika’ya ve Pakistan’a başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyorum.

Diğer yandan ülkemizin Doğu’sunda her gün şehit vermeye devam ediyoruz. Ruhları şad olsun. Güvenlik güçlerimizin Allah yardımcısı olsun.

Sayın Başkan geçen ay Meclis toplantısında “inşallah önümüzdeki meclisler de çok daha güzel haberleri, ekonomimizi gelişen, geliştiren, yeni alternatifleri konuşabildiğimiz terörün dışındaki konuları paylaşabildiğimiz günlerin bir kez daha gelmesini buradan diliyor. Bu konuyu geride bırakmak istiyorum.” Demiş idi.

Ne yazık ki, 2 Mart’tan 28 Mart’a kadar geçen sürede; güvenlik güçlerimizin şehit düştüğü, masum sivillerin katledildiği toplam 26 eylem gerçekleştirilmiştir. Hafızalarımızı taze tutmak adına tek tek okumak istiyorum.

Ø  2 Mart 2016 - MARDİN Dargeçit - 3 şehit.

Ø  3 Mart 2016: DİYARBAKIR Sur - 1 şehit .

Ø  3 Mart 2016: İSTANBUL Bayrampaşa Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü'ne silahlı saldırı - 2 polis yaralı.

Ø  4 Mart 2016: MARDİN Nusaybin - 2 şehit ve sivillerinde bulunduğu 35 yaralı.

Ø  07 Mart 2016: DİYARBAKIR Sur - 1 şehit .

Ø  07 Mart 2016: ŞIRNAK İdil - 1 şehit .

Ø  07 Mart 2016: DİYARBAKIR Sur - 1 şehit .

Ø  08 Mart 2016: ŞIRNAK İdil 2 şehit ve 3 yaralı.

Ø  13 Mart 2016: ANKARA Kızılay’da saldırısında 37 ölü ve 125 yaralı.

Ø  15 Mart 2016: DİYARBAKIR 1 şehit ve 3 yaralı.

Ø  15 Mart 2016: MARDİN Nusaybin - 1 şehit ve 10 yaralı.

Ø  18 Mart 2016 - MARDİN Nusaybin - 1 şehit ve 6 yaralı.

Ø  19 Mart 2016 - MARDİN Nusaybin - 3 şehit ve 2 yaralı.

Ø  19 Mart 2016 - İSTANBUL İstiklal 37 yaralı ve 4 turist hayatını kaybetti.

Ø  20 Mart 2016 – ŞIRNAK - 3 şehit ve 7 yaralı.

Ø  21 Mart 2016 - MARDİN Nusaybin - 5 şehit ve 6 asker ve polis yaralı.

Ø  21 Mart 2016 - ŞIRNAK - 1 şehit.

Ø  22 Mart 2016 - MARDİN Mazıdağı Saldırıda – 3 şehit ve 5 polis yaralı.

Ø  22 Mart 2016 - HAKKARİ Yüksekova - 3 şehit ve 9 yaralı.

Ø  24 Mart 2016 - MARDİN Nusaybin - 2 şehit ve 3 yaralı.

Ø  24 Mart 2016 - ŞIRNAK - 2 şehit ve 1 yaralı.

Ø  25 Mart 2016 - DİYARBAKIR Lice - 3 şehit ve 24 yaralı.

Ø  26 Mart 2016 - HAKKARİ Yüksekova – 1 şehit ve 1 yaralı.

Ø  26 Mart 2016 - HAKKARİ Yüksekova – 1 korucu şehit.

Ø  27 Mart 2016 – MARDİN Nusaybin 4 şehit ve 5 yaralı.

Ø  28 Mart 2016-ŞANLIURFA Siverek - 3 yaralı.

Tüm bu acılarımızdan daha acısı da, terörle yaşamaya alışmamız gerektiğinin dile getirilmesidir. Bu anlayış, terörün asıl amacı olan korku toplumu yaratmanın gerçekleşmeye başladığını göstermesi bağlamında oldukça kaygı vericidir. Hele ki; bu söylemlere kolektif bir karşıt duruş sergilemek gerekirken, sessiz kalınması kesinlikle kabul edilebilir bir durum değildir.

Bu söylemler; ülkemizin, savaşın ve terörün günlük hayatın bir parçası olan kanlı bir Ortadoğu ülkesi olduğuna yönelik algıyı daha da içselleştirmemizden, yurtdışındaki imajımızın olumsuz yönde güçlenmesinden başka hiçbir işe yaramaz.

Ayrıca, bazı yerel yönetimlerce hiçbir endişeye gerek olmadığına yönelik açıklamalara karşın, yabancı ülkelerin birimlerince tutarlı istihbaratlarda bulunulmasının da anlaşılabilir bir tarafı olmadığını vurgulamak isterim.

Terörle yaşamaya alışmak, güvensiz bir ülke olduğumuza yönelik algıyı güçlendirmekten başka hiç bir işe yaramayacaktır. Bu aynı zamanda, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşları olarak bizim varlık sebebimizi dahi ortadan kaldıran bir alışkanlıktır. Zira, terörün olduğu bir ortamda ne ekonomik, ne de toplumsal gücün varlığı ortada kalır. Bu durumda, bu iki alanı güçlendirmeye yönelik varlık sebebimiz de kendiliğinden ortadan kalkmış olur.

Teröre alışmak demek her şeyden de öte, Çanakkale gibi destansı bir zaferle bizlere, “tüm zorlu şartlara rağmen mücadeleden vazgeçmeme” gibi eşsiz bir vatan sevgisi mirası bırakan atalarımıza ihanettir. Bu vesileyle, 101. yılını kutladığımız Çanakkale Zaferi’nin, tarihimize gururla işlenmesini sağlayan tüm şehitlerimizi ve Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ü minnetle ve şükranla anıyoruz.

Değerli Arkadaşlar,

Bu karışık güvenlik meseleleriyle birlikte, aylardır AB ile tarihimizin en önemli diplomatik görüşmelerinden biri sürdürülüyor. Malumlarınız olduğu üzere, mülteci krizinin aşılmasına yönelik AB ile müzakerelerde geçtiğimiz günlerde anlaşmaya varıldı. Plana göre, Türkiye'den AB'ye yasa dışı yollarla geçen Suriyeliler geri alınacak. Karşılığında AB Türkiye'dekilerden eşit sayıda sığınmacıyı topraklarına kabul edecek. Böylece, Türkiye'deki sığınmacı sayısında bir değişim olmayacak.

Bu noktada, Anlaşma’nın içeriğini çok iyi analiz etmemiz gerekiyor. Ülkemizden AB’ye gidecek ve ülkemize geri iade edilecek mültecilerin hangi kriterlere göre seçileceğini bilmiyoruz. Niteliklisi bana, kalanı sana şeklinde bir anlayış, AB’nin övündüğü ve en önemli önceliği olan insan hakları ile tezatlık teşkil etmektedir.

Bununla birlikte, vizesiz Avrupa seyahati konusu da iyi irdelenmelidir. Elbette ki, iş dünyası olarak vize sıkıntısını en çok bizler çekiyoruz. Ancak, ülkemiz tarafından da 72 kriterin tamamlanması isteniyor. Vize muafiyetinin kapsayıcı alanı ne olacak, bu muafiyetten ne ölçüde yararlanılacağı net değil.

Mevcut veriler ışığında Türkiye’deki aktif pasaport sayısının 5 milyon civarında olduğu biliniyor. AB Schengen vizesi için ise her yıl 1 milyon yeni başvuru gerçekleşiyor. Bu vizelerin toplam maliyeti 300 milyon Euro’yu buluyor.

Bu maliyetin vatandaşımızın cebinde kalacak olması tabii ki, büyük bir avantajdır.

Ancak, 78 milyon nüfuslu ülkemizde hali hazırda aktif pasaport sayısının yüzde 6 civarında olması, zaten muafiyet konusundan sınırlı bir şekilde yararlanım olacağını ortaya koymaktadır.

Birleşmiş Milletler tarafından güncel olarak hazırlanan bir rapor, altını çizerek ifade ediyorum ki; İzmir’de her ay 250 Suriye’li çocuğun doğduğunu ve bu kapsamda kentimizde diğer illerimize kıyasla Suriye’li nüfusun çok daha yüksek bir oranda arttığını ortaya koymaktadır.

O nedenle, vize ve maddi destek karşılığında gelen Suriyeli’lerin bugünden ziyade yarın yaratacağı olası sorunlar yumağını da gözardı edemeyiz. Bugün dahi güvenlik sorunlarımız had safhaya ulaşmışken, yarın işsizlik baş gösterdiğinde hırsızlıktan, tecavüze kadar birçok adli vakalar ile toplumsal huzurdan söz etmek mümkün olamayacak.  Mağdur yine halkımız, kaybeden yine Türkiye olacaktır.

Bu bağlamda; AB ile onarılan anlaşma gereği elde edilen “vize muaviyeti” tavizi yerine; Geçmişte AB ile akit edilen ve hemen hemen her kesim tarafından ifade edilen ve kabul edilen Gümrük Birliği anlaşmasının Türkiye Ekonomisine verdiği zararları giderecek düzenlemelerin yapılması özellikle AB’nin yaptığı 2’li ticaret anlaşmalarına Türkiye’nin de dahil edilmesinin sağlanmasının daha doğru olacağını da düşündüğümü de burada ifade etmek isterim.

Değerli Arkadaşlar,

Duyurular bölümü ile konuşmamı tamamlamak istiyorum.

1975-1978 yılları arasında Odamızda Meclis Üyeliği görevinde bulunan Melih GÜRSOY vefat etmiştir. Merhuma Allah’tan rahmet ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileriz.

 

SAYGI DURUŞU

Yönetim Kurulu Üyemiz Sayın Eyüp SEVİMLİ İZBAŞ Yönetim Kurulu Başkanlığına yeniden seçilmiştir. Kendisini tebrik ediyor, görevinde başarılar diliyoruz.

 

Salih ESEN
Meclis Başkanı

 

 

MUSTAFA SÖNMEZ ÖZGEÇMİŞ

ODTÜ  İdari İlimler Fakültesi 1978 mezunudur. Politik, düşünsel eylemliliği 1980 öncesi ODTÜ’de ve kısa adı TİB olan Tüm İktisatçılar Birliği’ndeki faaliyetleriyle başladı, DİSK Petkim-İş, Yeraltı Maden İş, Demokrat gazetelerinde sürdü.

1980 sonrasında araştırmacı –uzman olarak çeşitli kurumlarda çalıştıktan sonra 1983 yılında Nokta dergisinde ekonomi editörü olarak medya sektöründe yer aldı.

2009-Mart 2013 döneminde Cumhuriyet, Nisan 2013-Şubat 2014’te Yurt, 12 Mayıs - 1 Eylül 2014 arasında  Sözcü gazetesinde; Nisan 2015-Eylül 2015 döneminde Bir Gün gazetesinde   köşe yazarlığı yaptı.  Mayıs 2013’ten bu yana da  Hürriyet Daily News‘de de haftada 1 gün ekonomi yorumları yazmaktadır.

Çeşitli TV kanallarında ve radyolarda yorumculuk faaliyetinin yanında araştırma üretimini ve kitap yayınlarını sürdürmektedir. TMMOB Makina Mühendisleri Odası danışmanıdır ve Oda için sanayi araştırmaları yapmakta olup, Türkiye ekonomisi üstüne 20’nin üstünde kitap yayımladı.

 


Şifremi hatırlat


Lütfen mail adresinizi veya firma sicil numarasını giriniz.

Not: spam maillerinizide kontrol ediniz.