2014 Mayıs Ayı Meclis Toplantısı


MAYIS AYI MECLİS KONUŞMASI – 26 Mayıs 2014

Sayın Başkanım,

Geçmiş Dönem Başkanlarımız,

Onur Üyelerimiz, Meclisimizin Çok Değerli Üyeleri,

Basınımızın Kıymetli Temsilcileri,

Sizleri, sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Mayıs ayı Meclis Toplantımıza hoş geldiniz.

Değerli Meclis Üyelerimiz,

Bugün Meclis kürsümüzden, hepimizin içini açacak olumlu ekonomik ve sınaî gelişmeleri sizlerle paylaşmak, Türkiye ve İzmir Ekonomisine ilişkin tespitlerde bulunmak isterdim. Ancak bildiğiniz üzere, milletçe, yüreklerimizde çok taze bir acı var.

O nedenle de Meclisimizi açarken, Soma’da yaşamını yitiren madencilerimiz için sizleri 1 dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum.

Üreten, istihdam sağlayan biz sanayiciler de bu acı ve kederi çok daha yoğun paylaşıyoruz. Bu hususta da lütfen herkes samimiyetimize inansın. İşçi-işveren el ele olduğu sürece, birbirlerinin haklarına saygı gösterildiği, herkes sorumluluğunu bildiği sürece üretim de kesintisiz devam eder. Aksi halde Soma gibi facialara daha çok tanıklık ederiz.

13 Mayıs günü Manisa’nın Soma ilçesinde gerçekleşen maden kazası ve bu kaza neticesinde hayatlarını kaybeden madenci kardeşlerimizin acısı Türkiye sınırlarını da aşmıştır. Türkiye’nin dört bir yanından gelen yardımlar, maddi manevi destekler elbette ki kayıpları geri getirmeyecektir.

Bu süreçte, konunun sorumluları ve siyasiler hakkında çok ciddi iddialar ortaya konmuştur. Şu anda adli bir süreç devam ettiğinden iddiaları bir kenara bırakarak şunu ifade etmek isterim ki, bu elim hadise, ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği, çalışanların sorumluluğu konuları özellikle sektörde bir milat olmalıdır. Ancak iddiaların nihayete erdirilerek sorumluların hak ettikleri şekilde cezalandırılmalarını da temenni ediyorum. Eğer bu olayları mevcut sistem tetiklemiş ise; bu yanlışlardan da süratle geri dönülmelidir.

Enerji sektöründe alternatif adımlar atması gereken Türkiye’nin, başka kazaların önüne geçilmesi adına gereken tedbirleri ivedi olarak almaya mecburdur.

Değerli Meclis Üyelerimiz,

Soma madeni şehitlerine Allah’tan rahmet, acılı şehit ailelerine baş sağlığı ve sabır diliyor; yaralı olarak kurtulan madenci kardeşlerimize acil şifalar diliyorum. Ancak bu noktada bir durum tespiti yapmakta fayda görüyorum.

Öncelikle şu hususun altını çizmeliyim. Biz sanayicilerin, üreten ve istihdam yaratan insanlar olarak beraber üretim yaptıkları çalışanlarının, işçilerinin acılardan ve kayıplarından dolayı duydukları acı ve içlerindeki üzüntü çok büyüktür. Bizler kendimizi çalışanlarımız ile bir ailenin fertleri olarak görürüz.

Ancak, her toplumda olduğu gibi bizim toplumumuzda da kar, kazanç gibi unsurları insan yaşamının ve sağlığının değeri önünde gören kişiler olabilir.  Bu insanların gün gelir maskeleri düşer, yüzleri gözükür. Burada kamuoyunun yapacağı en büyük hata ve oluşabilecek ve en yanlış öngörü her işverenin böyle olduğu düşüncesidir. Sepetteki çürük elmalar ile sağlamlar karıştırılmamalıdır. Gerçek Türk sanayicisi düğününden, çocuğunun sünnetine, yakınının cenazesine kadar çalışanı ile bire bir yaşayan insanlardır, bu unutulmamalıdır.

Çalışma hayatı işvereni ile çalışanı ile birbirinden ayrılmaz bir bütündür. Çalışan ile işvereni ortak bir gönül bağı içinde karşılıklı sevgi-saygı ve güven duygularını taşıyorsa ve herkes bu birliktelikte kendine düşen sorumluluğun bilincinde ise çalışma yaşamı çalışmaktan-üretmekten zevk alınacak, gurur duyulacak bir alandır. Ancak, bu samimiyet ve sorumluluk duyguları göz ardı edildiği an ortaya çıkacak başıboşluğun ve verimsizliğin yaratacağı kaos çok tehlikelidir.

Bugün var olan eksikler nedeniyle yaşanan kaza, yaralanma ve ölümlerden söz ederken, bu uygulamalar içinde yapılan tanım ve kapsam yanlışlarını da tartışmanın zamanıdır.

Bu bağlamda; iş kollarının, sektörlerin tehlike ve risk analizlerinde ciddi yanlışlıklar söz konusudur. Bu listelere bakıldığında öyle işlerin, öyle risk grupları içine alındığı görülmektedir ki, insan ister istemez bu sınıflandırmaların nasıl yapıldığı hususunda tereddüde düşmektedir. İş kazasının tanımının yapılması bir gerekliliktir. Hangi ülkede işverenin sorumluluğunun çalışanının kapısından başlayıp, kapısına kadar devam ettiğini gerçekten merak etmekteyim.

Diğer yandan, iş kazalarına maruz kalan çalışanlarımızın da profili dikkatlice incelenmelidir. Bu profili değerlendirirken, şu soruyla başlamak kanaatimce doğru olacaktır. İlkokuldan başlayarak çocuklarımıza yaptıkları iş ne olursa olsun öncelikle emniyet ve güvenlik kültürünü aşılıyor muyuz?

Bu sorunun cevabı ne yazık ki hayır’dır.

Yani bizler bırakın yer altı ocağına soktuğumuz işçimizi, sokaktaki çocuğumuza bile emniyet-önlem-tedbir gibi kavramları öğretmekte ve uygulamakta ne yazık ki yetersiziz.

Eğitim ve öğretim sistemimiz iş kazalarından korunmanın önemini ve her şeyden önce yaşam hakkının geldiğini bilen bireyler yetiştirmelidir.

Konuşmamın başında da belirttiğim gibi Soma faciası dilerim ki, ülkemizde ki iş güvenliği konusunda yeni bir miladın başlangıcı olur.

Madencilik gibi ağır koşullarda çok sayıda işçi ile faaliyet gösteren sektörlerde gerçekleşen kazaların elbette telafisi bulunmamaktadır. 301 canı yeniden yaşatmak mümkün olmadığı gibi, geride kalanları da daha zorlu bir hayat beklemektedir.

Yüce Türk milleti ve devletimiz elbette ki bu ailelere sahip çıkacaktır. Ancak acılı bir ailenin de isteğini lütfen es geçmeyelim: “Lütfen bizi 10 gün sonrasında unutmayın”

Özellikle siyasi gündemimiz içinde Soma olayını ve acısını unutmayalım. Unutmayalım ki, yenileri tekrarlanmasın ve unutmayalım ki ihmali olanlar hukuk önünde cezasını sonuna kadar çeksin.

Değerli Meclis Üyelerimiz,

Bildiğiniz üzere, Soma’da yaşanan maden faciası sebebiyle 13 Mayıs 2014 tarihinden itibaren 3 günlük milli yas ilan edilmiştir. Bu acı ve yas ortamı içerisinde, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız buruk bir şekilde kutlanmıştır. Eğlence ve kutlamalar iptal edilmiştir. Meclis kürsümüzden bir kez daha milli bayramımızı milli yas içindeki duygularımızla kutluyor, gelecek senelerde daha coşkuyla ve gururla kutlama temennimi iletmek istiyorum.

Bu arada İzmir ve Ege iş dünyası içinde önemli bir yere ve değere sahip bulunan Ege Sanayici ve İşadamları Derneği 21.Mayıs.2014 günü yapılan Genel Kurulu’nu gerçekleştirmiştir. Bu genel Kurul ile Sayın Mustafa Güçlü ESAİD Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçilmiştir. Sayın Güçlü’ye ve birlikte görev yapacağı Değerli Yönetim Kurulu üyesi arkadaşlarını kutluyor, çalışmalarında başarılar diliyoruz.

Son bir temennim de Türkiye’nin üzerindeki bu kara bulutların bir an evvel dağılmasıdır. Yeniden birlik içerisinde mutlu bir toplum olma özlemimizin altını çizmekte yarar görüyorum.

 

Saygılarımla,

Salih ESEN

Meclis Başkanı


Şifremi hatırlat


Lütfen mail adresinizi veya firma sicil numarasını giriniz.

Not: spam maillerinizide kontrol ediniz.