YORGANCILAR: EĞİTİM 4.0 OLMADAN SANAYİ 4.0 OLMAZ


09.05.2018, Çarşamba

İlgili Görseller

Yorgancılar: Eğitim 4.0 olmadan Sanayi 4.0 olmaz

 

EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar’ın İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi tarafından düzenlenen 'Sanayi 4.0; insan-Toplum-Teknoloji' sempozyumunda, ‘Sanayi 4.0 konuşulunca dönüp dolaşıyorum eğitime geliyorum. Eğitim 4.0 olmadan Sanayi 4.0 olmaz’ sözü ekseninde bütün konuşmacılar eğitim üzerine vurgu yaptı.

 

 

Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, Sanayi 4.0 için öncelikle Eğitim 4.0’ın hayata geçirilmesi gerektiğini savundu. Sanayi 4.0’da en çok bu süreci yönetecek yöneticiye ihtiyaç duyulduğunu, ayrıca dijitalleşme maliyetinin yüksek olduğunu dile getiren Yorgancılar, halen üniversitelerde verilen eğitimin de Sanayi 4.0’a uygun olmadığını ileri sürerken, “İhtisas üniversitelerini bir an önce kurmamız lazım. Sektör bazlı yoğunlaşma olmalı. Sanayi 4.0’a geçmek istiyorsak önce Eğitim 4.0’a geçmemiz şart” dedi.

İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nin (İAOSB) öncülüğünde düzenlenen ‘Sanayi 4.0 - İnsan, Toplum, Teknoloji Sempozyumu’ SwissOtel Büyük Efes’te gerçekleştirildi. İrlanda geçmiş dönem (1994-1997) Başbakanlarından John Bruton’un ana konuşmacı olduğu, Bosch Türkiye IoT Direktörü Mustafa Ayhan ile Bilkent Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erinç Yeldan’ın sunumlarının ardından gerçekleştirilen TV program yapımcısı ve sunucusu Deniz Bayramoğlu’nun moderatörlüğündeki panelde, EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar’ın görüşleri belirleyici ve yönlendirici rol oynadı.

 

Uyum sağlayamayan kaybedecek

Geleceğin anahtarının dönüşüm olduğunu vurgulayan Yorgancılar; küresel ekonomide; Sanayi 4.0 ile akıllı üretim akıllı fabrika, kıt kaynakların tükenecek olması nedeniyle yenilenebilir enerji kaynakları, küresel ısınma ve kullanım nedeniyle azalan tarım alanları nedeniyle organik tarım, yaşlanan nüfus ve azalan doğurganlıkla sağlık sektörü, yerelde kalkınma ile yeni nesil OSB’ler ve akıllı şehirler, toplumdaki dönüşümle Toplum 5.0’ın öne çıktığını aktardı.

Ender Yorgancılar, 2015 yılından bu yana gündemde tuttuğu Sanayi 4.0 kapsamında; nesnelerin interneti, 3D yazıcılar, siber-fiziksel sistemler, büyük veri, otonom robotlar, simülasyon, sistem entegrasyonu, bulut bilişim sistemi ve artırılmış gerçeklik uygulamalarına dikkat çekerken, akıllı fabrika piyasasının büyüklüğünün 2022 yılına kadar 205 milyar doları aşacağını ifade etti. Yorgancılar, “Geride kalan 400 yıldaki toplam bilgi günümüzde 48 saatte elde ediliyor. 2020’de dünyada üretilecek 44 milyar gigabayt verinin 9-10 milyar gigabaytı ilk karanlık fabrika sahibi Çin’den gelecek. Dijital dönüşümün küresel boyutta 3.7 trilyon dolar GSYH katkısı, 95 milyon yeni iş imkanı sağlaması bekleniyor. Gelecek 10 yılda S&P listesindeki 500 büyük firmanın yüzde 40’ı dijitalleşme trendini yakalayamadığı taktirde yok olacak. Dijital dönüşümü başaran firmaların karlılık oranı yüzde 20’lere kadar çıkıyor. Dünyanın önde gelen şirketlerindeki CEO’ların yüzde 90’ı dijital ekonominin sektörlerini etkileyeceğini ifade etmesine karşılık sadece yüzde 15’inin geleceğe yönelik bir dijital stratejisi var” dedi.

Dijitalleşmeye bir tercih değil, zorunluluk anlayışıyla yaklaşan Yorgancılar; EBSO’nun gerçekleştirdiği Sanayi 4.0 eğilim anketindeki verileri de katılımcılarla paylaştı. İzmirli sanayicilerin, Sanayi 4.0’ı fırsat olarak gördüğünü bunun için destek beklediklerini bildirdi.

Ender Yorgancılar, dönüşümün sadece sanayi üretimini değil geleneksel iş modellerini de kapsadığını belirterek, taksisi olmamasına rağmen UBER’in dünyanın en gelişmiş ulaşım şebekesi, deposu olmamasına rağmen alibaba.com’un dünyanın en büyük e-ticaret sitesi, içeriği olmamasına rağmen Facebook’un dünyanın en büyük sosyal paylaşım ağı, altyapısı olmamasına rağmen WhatsApp’ın dünyanın en büyük iletişim servisi, oteli olmamasına rağmen airbnb ile Booking’in dünyanın en büyük konaklama sağlayıcıları olmasını örnek gösterdi.

Dönüşümün itici gücünün yapay zeka olduğunu vurgulayan Yorgancılar, “Yapay zeka 2030 yılına kadar küresel ekonomiye yaklaşık 16 trilyon dolar, yani Çin ile Almanya’nın ekonomik büyüklüğüne eşit katkı sağlayacak” diye konuştu.

EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Yorgancılar, dijitalleşme ve dönüşüm konusundaki atakların batı ülkeleri yerine Ortadoğu’dan geldiğini belirtirken, Suudi Arabistan’ın 500 milyar dolarlık yatırımla dünyanın ilk robot şehri Neom’u hayata geçirmek için çalışmalara başladığını, yenilenebilir enerji kaynakları kullanılarak enerji ve su, mobilite, biyoteknoloji, üretim, medya, eğlence, teknolojik ve dijital bilimlerle yaşam sektörlerine odaklandığını haber verdi. Birleşik Arap Emirlikleri’nin dünyanın ilk Yapay Zeka Bakanlığı’nı kurduğunu hatırlatan Yorgancılar, 2030 yılında tüm ulaşım ağının yüzde 25’ini otonom (kendi kendine hareket eden) araçlarla gerçekleştirilmesinin, 2050 yılında enerjinin yüzde 75’inin temiz kaynaklardan elde edilmesinin ve ülkenin tamamen dijitalleşmesinin planlandığını anlattı.

 

Üretim, ama nasıl?

Yüksek teknolojili ihracatın toplam ihracat içinde Filipinler’de yüzde 45.5, Singapur’da yüzde 37, Malezya’da yüzde 29, İrlanda’da yüzde 26, Çin ve Güney Kore’de yüzde 24, Fransa’da yüzde 21 pay almasına karşılık Türkiye’de bu oranın ancak yüzde 3 olduğuna dikkati çeken Yorgancılar, güçlü bir üretim altyapısı olmasına rağmen ülkenin geleceğini şekillendirmede yüksek katma değerli üretimde hala potansiyelin çok düşük kaldığını, uluslararası analizlerle dile getirdi.

EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Yorgancılar, Türkiye’de otomasyon ile mevcut mesleklerin yüzde 60’ının yok olma riski altında olduğu uyarısını yaparken, “İnovasyon ve PISA ilişkisi aleyhimize işliyor. Bilim testinde 72 ülke arasında 52’nci, okuduğunu anlamada 50’nci sıradayız. Alın terini akıl teri ile birleştirerek değer yaratanlar başarıyı yakalayanlardır. Yakın geçmişte dünyanın en büyükleri arasında enerji şirketleri ilk sıralarda yer alırken bugün bilişim şirketleri var. Amazon.com’un piyasa değeri Türkiye’nin milli gelirine yakın, Apple’ınki geçiyor. Üretimimizi, markamızı değere dönüştürmeliyiz” diye konuştu.

 

Kendi eğitim modelimizi yaratmalıyız

Eğitimde ne Finlandiya ne de Kore modelinin Türkiye’de tutmayacağının altını çizen Yorgancılar, “Kendi bedenimize uygun eğitim modelini ortaya çıkarmamız lazım. Hizmet sektöründe iyiyiz ama teknolojide iyi değiliz. En çok ihtiyacımız yatırım yapılabilecek ortamı görebilmektir. 500 milyar dolarlık ihracat hedefi inanın ulaşılamayacak bir rakam değil. Biz bunun çok üstünden geliriz. Demir çelik ihracatçısıyız ve aynı zamanda hurda ithalatçısıyız. Devlet katkısı olması olmadan bazı sektörlerde yatırım yapmamız imkansız. SOCAR’ın Aliağa’da yaptığı yatırım Azerbaycan devletinin destekleri ile oldu. Ancak bizim 5-6 tane daha Petkim’e ihtiyacımız var. Sanayi 4.0 konuşulunca dönüp dolaşıyorum eğitime geliyorum. Eğitim 4.0 olmadan Sanayi 4.0 olmaz. Dünyadaki her evde bir Türk Malı olacak felsefesiyle hareket edersek, önümüz de eğitim kalitesinin artması ve doğru yönlendirilmesi ile açılırsa bunun üstünden rahatlıkla geliriz” diye konuştu.

 

Toplum 5.0

Ender Yorgancılar, Sanayi 4.0 ile birlikte Toplum 5.0’ı da gündeme taşıdı. Avcı toplumu ile başlayan insanlık çağının, bugün bilgi toplumundan süper akıllı topluma geçiş yapma süreci içinde olduğunu hatırlatan Yorgancılar, süper akıllı toplum anlamına gelen Toplum 5.0 kavramını ilk kez Japonya’nın tartışmaya başladığını belirtti. Yorgancılar, Japonya’nın, Almanya ve diğer ülkelerden farklı bir bakış açısıyla Sanayi 4.0’ün etkilerini toplumsal açıdan değerlendirerek halkın yaşamı üzerindeki etkilerine odaklandığını, yaşlanan bir nüfusun yanı sıra doğal afetler açısından çok riskli bir coğrafya, çevre kirliliği ve enerji maliyetlerinin getirdiği sorunlar karşısında ulusal bir strateji belirlenerek Toplum 5.0’ı ön plana çıkardıklarını kaydetti.

Toplum 5.0’ın; dijitalleşmenin ve robotların etkisini demografik, ekonomik, etik ve sosyolojik yönden ele aldığına işaret eden Yorgancılar, insanların makine ve robotlarla ilişkisinin en verimli biçimde sağlandığı süper akıllı toplum modelini önerdiğini, yol haritasında, bürokrasi, hukuk, teknoloji, insan kaynakları ve toplumsal kabulün temel alınan düzenin içinde olduğunu vurguladı.

 

Şirketler Sanayi 4.0’ı dert edinmeli

Sempozyumda fikirlerini katılımcılarla paylaşan Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) İcra Direktörü Prof. Dr. Güven Sak, Ekonomi Danışmanı ve Yorumcusu Dr. Mahfi Eğilmez ve Uluslararası Saraybosna Üniversitesi İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sencer Yeralan’ın ortak görüşü Türkiye’deki eğitimin Sanayi 4.0’a geçiş sürecini kapsayıp kapsamadığı oldu.

TEPAV İcra Direktörü Prof. Dr. Güven Sak, Sanayi 4.0’ın yeterince somutlanmadığını ve akıllı telefon sayesinde bütün süreçlerin hızlı ilerlediğini belirterek, şunları kaydetti:

“Sanayi 4.0 süreci kendi kendine işliyor. Sürecin nereye gideceğini bilmiyoruz. Değişimin hızı bizi endişeye sevk ediyor. Ancak hiçbir şeyi kaçırdığımızı düşünmüyorum. Bütün üniversitelerde start-up’lar kuruluyor. Bu işi aktiviteye dönüştürelim. Çünkü süreç kontrolden çıktığında insana ihtiyaç var. Sanayi 4.0 sürecinde makinaların başında duran insanların daha iyi eğitimli olması lazım. Burada ilk iş şirketlerin kendine düşüyor. Yaşamak istiyorlarsa bu işi kendilerine dert edinmeleri gerekiyor. Oda’lar ve OSB’ler bu konuyu iyice düşünmeli. Daha iyi olmak için herkesin yapacağı şeyler var. Yakınmak ve telaşa kapılmak yersiz. Herkesin yapacağı bir şey var.”

 

5 yıl sonra hangi meslekler olacak?

Uluslararası Saraybosna Üniversitesi İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sencer Yeralan da, “Sistemler gittikçe karmaşıklaşıyor. Eğitim konusunda olayın teknik yönünü anlatan durumu ortaya koymalıyız. Ama şunu da unutmayalım; kırılma noktasına geldiğinizde 5 yıl sonra hangi mesleğin olacağını da bilmek lazım. Bundan 5 yıl önce hiç kimse sosyal medya mühendisliği diye bir işin olacağını bilebilir miydi? Buradaki tek sorun aklımızı kullanmaktır. Eğitimde aklımızı kullanmaya önem vermemiz lazım. Özgür, aydınlıkçı ve yeni fikirlere açık insanlara ihtiyacımız var” diye konuştu.

 

Hukuk ve ekonomi de 4.0 olmalı

Ekonomi Danışmanı ve Yorumcusu Dr. Mahfi Eğilmez, Sanayi 4.0’ın üretimin en üst düzeyde esnekliğe kavuşturulması ve üretimin hızlandırılması olduğunu anlatırken, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sanayi 4.0 sürecinde mevcut üretim yüzde 25 ile yüzde 50 arasında hızlanacak ve maliyetler azalacak. Bu süreçte bizden daha fazla üretenlerle rekabet şansımız kalmayacak. Bu işten uzak kalmamız o yüzden sağlıklı değil. Sanayi 4.0’ı kaçıracak lüksümüz yok.”

Sanayi 4.0 sürecine neresinden girileceğinin ve bu işi kimin yapacağının belirlenmesi gerektiğini ifade eden Dr. Eğilmez, “Sanayi 4.0 sürecinde galiba makinaları biz dışarıdan alacağız. Makinaları dışarıdan almak sorun değil. Teknoloji satın almaktan korkmayalım. Yazılım (software) işinde iyiyiz, bu konuya ağırlık verebiliriz. Eğitim konusunda Ender Yorgancılar’ın görüşlerine katılıyorum, ancak hukuk ve ekonominin de 4.0’a gelmesi lazım” dedi.

 

Artık üniversite kurmayalım

Eğitimde iki meselenin olduğunu ve üniversitelerin görevinin meslek üretmek olmadığına dikkat çeken Dr. Eğilmez, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bilimle ayrı uğraşan ve meslekle ayrı uğraşan üniversiteler yapmamız lazım. Buradan yeni üniversiteler kuralım manası çıkmasın. Artık üniversite kurma işini bırakalım, olanları adam etmeye çalışalım. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde mezun olan 450 bin kişi boşta geziyor. Bir markette kasiyer olarak çalışan İİBF mezunu kendini işletmeci sanıyor. Ayrıca daha da aşağıya inerek ciddi bilim ve meslek liselerini de kuralım.  İzmir’de bu konuda güzel bir örnek var. İzmir ne yapıyorsa onu yapalım.”

Şifremi hatırlat


Lütfen mail adresinizi veya firma sicil numarasını giriniz.

Not: spam maillerinizide kontrol ediniz.