HEDEF: EKONOMİDE TAM BAĞIMSIZLIK


16.08.2018, Perşembe

İlgili Görseller

Hedef: Ekonomide tam bağımsızlık

 

Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın, Türkiye ve dünya ekonomisinde yaşanan son gelişmeleri değerlendirdiği toplantıda, hedefin ekonomide tam bağımsızlık olduğu vurgulandı. Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, 'Üretim yoksa kalkınmak hayaldir' anlayışını savunduklarını vurgulayarak, Sanayi 4.0 sürecinde yüksek katma değerli yerli üretimin ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Ekonomist Mahfi Eğilmez de, "Yabancı yatırımcı için güven önemli. Ekonomide birçok reform yapılmalı" dedi.

Ege Bölgesi Sanayi Odası, Hazine Geçmiş Dönem Müsteşarı, Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Ekonomist Mahfi Eğilmez’in katılımıyla ekonomideki son gelişmeleri tartıştı. EBSO üyeleri, EBSO Yüksek İstişare Kurulu Üyeleri ile İzmir Başkanlar Kurulu üyelerinin de katıldığı toplantıda, ekonomide çok ciddi politika değişikliğine ihtiyaç duyulduğu belirtildi.

 

Yorgancılar: Zorlukları birlikte aşarız

Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaşar Uysal’ın moderatörlüğünde yapılan toplantının açılışında, Ağustos ortasından itibaren gerçek olmasını istemeyecekleri bir döviz hareketliliği yaşadıklarını belirten Yorgancılar, benzin pompasındaki numaratörde artan hızdaki rakamlar gibi kur hareketliliğine tanıklık ettiklerini söyledi. Yorgancılar, “100 birim ihracatımızın 60 birimi ithalattan kaynaklanıyor. Üretmek için önce ithalat yapıp, işlemden geçirdikten sonra da satıyoruz. Yüksek katma değerli ürünler üretmeye geçilmesi gerektiğini söylüyoruz. Çok ciddi bir politika değişikliğine ihtiyacımız olduğunu biliyoruz, farkındayız” dedi.

Ender Yorgancılar, Türkiye’nin bir türbülans yaşadığını, sanayi ve üretimin yara almadan eski günlerine dönmesine yönelik bir çalışma gerçekleştirildiğini anlatırken, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu türbülans ortamı düzelecek. Ülkenin birlik ve beraberliği en önemli konu. Birlik ve beraberlik içinde olup karamsarlığa girmememiz gerekiyor. Çünkü karamsarlığa girerseniz gerçekten yapmanız gereken işi ikinci plana atarsınız. Birlik ve beraberlik içinde olduğumuz sürece bu krizin üstesinden gelebiliriz. Bunu yapacak gücümüz de var, başaracak kapasitemiz de var.”

 

Yüksek katma değerli yerli üretim

EBSO olarak sloganlaştırdıkları ‘Üretim yoksa kalkınmak hayal’ sözünü hatırlatan Yorgancılar, “Sanayi 4.0 sürecinde yüksek katma değerli yerli üretimi tüm sektörlerimizde ivedilikle hayata geçirmek zorundayız.  Bunu da rakiplerimizle eşit şartlarda üretim şartlarına sahip olabilirsek yapabiliriz. Rekabetçi olamadığımız sürece, üretmenin de bir anlamı olmayacak. Bugün öngörülemeyen bir liderin yaptırımlarından Türkiye de nasibini alıyor. Ancak, dışa bağımlı yapımız ve ürettiğimizden fazla tüketme alışkanlığımız, dünyaya mal olmuş bir markamızın olmaması ne yazık ki bu tür girişimlere fırsat veriyor” diye konuştu.

 

Tren kaçmasın

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün “Tam bağımsızlık ancak ekonomik bağımsızlıkla mümkündür” sözünü hatırlatan Ender Yorgancılar, şöyle konuştu:

“Bizim bundan sonraki tek hedefimiz ekonomik tam bağımsızlığa ulaşmak olmalıdır. Tek çıkış noktamız budur. Bireyden iş dünyasına ve kamuya kadar ürün tercihinde daha hassas olabiliriz. Ancak, tam bağımsız, güçlü ve sözü geçen bir Türkiye hayalimiz için ivedilikle tarımdan, sanayiye tüm ürün gruplarında yerli ve milli üretimi eyleme geçiren adımlar atmalıyız. Dünya yıkıcı bir dönüşüm içerisinde iken, biz geleneksel hale gelmiş enflasyon, cari açık, kur artışları gibi sorunlarla boğuşuyoruz. Ve treni kaçırmak üzereyiz. Bir sanayici olarak, ülkemizin maddi ve manevi kazanımlarının erime riski ile karşı karşıya olmasından ve hala aynı meseleleri konuşuyor olmaktan büyük üzüntü duymaktayım.”

EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Yorgancılar, dünya düzeni yeniden şekillenirken, yeni ticaret partnerleri oluşurken, bu yapılanmada Türkiye’nin yerini hızlıca alması gerektiğinin altını çizdi ve “Türkiye yıllardır küresel ekonomide milli gelir sıralamasında 17’nci sırada yer alıyor. 2017 yılı itibariyle 18’nci sıradaki Hollanda ile aramızdaki fark 23 milyar dolara geriledi, 16’ncı sıradaki Endonezya ile 68 milyar dolardan 164 milyar dolara çıktı. OECD’nin bir analizinde, güçlü bir üretim altyapısı olan, ancak üretimin geleceğini şekillendirmede düşük performans gösteren Türkiye, takip eden ülkeler arasında gösterilmektedir. Ürettiğimizden fazla tüketmeye devam ettiğimiz sürece, takip eden ülke olmaktan da kurtulamayacağımız malum” ifadesini kullandı.

 

Ticaret savaşından kazanan olmaz

Hazine geçmiş dönem Müsteşarı, Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Mahfi Eğilmez, EBSO üyelerine sanayicilerin riskli süreci yönetmelerine katkı sağlayabilmek amacıyla bir sunum yaptı. 2008 yılında başlayan küresel krizden ABD'nin çıktığını, büyüme potansiyeli olan yüzde 2.5 rakamını yakaladığını ve işsizliği de yüzde 4’lere kadar gerilettiğini söyleyen Mahfiz Eğilmez, Donald Trump'ın bu süreci olumsuz yönde etkilediğini ileri sürdü.

Euro Bölgesi’nin de güçlü bir büyüme potansiyeline yaklaştığını anlatan Eğilmez, bu durumun ihracatının yüzde 50'sini Euro Bölgesi’ne yapan Türkiye gibi ülkeler için olumlu olduğunu dile getirdi. Çin'de yaşanan sorunlara da dikkat çeken Eğilmez, "Çin'in büyümesi yüzde 11’lerden yüzde 6'lara düştü. Bu sıkıntı bir krize dönüşürse biz ikinci kez krize gireriz. Çünkü Çin büyük bir ekonomi. Böyle bir ortamda ABD, Trump ile birlikte korumacılık faaliyetinin içine girmeye başladı. Halbuki kapitalist sistemin temelinde serbest ticaret vardır. Bu işin şampiyonluğunu yapan ABD ticaretin önüne engeller koymaya başladı. Dünya ilginç bir yere geldi. Çin serbest ticareti savunurken ABD korumacılığı savunur oldu. Ticaret savaşından kazanan hiç kimse olmaz. Karşılıklı gümrük duvarlarını yükselttiğinizde herkes kaybediyor" dedi.

Son iki yılda hem Türkiye'de hem de dünyada büyük şoklar yaşandığını anlatan Eğilmez, tüm ekonomistlerin tahminler yaptığını ancak bugünkü sürecin çok belirsiz olduğunu, piyasaların da rasyonel beklentilere girdiğini savundu. Eğilmez, Merkez Bankası'nın ne yapacağını da tahmin edemediklerini dile getirdi.

Türkiye'de iki farklı hükümet varmış gibi, 2002 ile 2009 ve 2010 ile 2017 arasında iki farklı dönem yaşandığını söyleyen Eğilmez, şunları anlattı:

"İlk dönem gayri safi milli hasılasında inanılmaz bir artış yaşanmıştı. Kişi başına gelir, özelleştirme gelirleri aynı şekilde seyir gösterdi. 2010 ile 2017 arasında dış borçlanma arttı. Türkiye'nin ortalama potansiyel büyüme oranı yüzde 5'tir. Büyümede yüzde 7’lere çıktığımız zaman borçlanma artıyor, yüzde 5’in altına düştüğümüzde işsizlik artıyor. Yüzde 8 büyüme istediğimizde de bunu sürdürülebilir hale getiremiyoruz. İnişli çıkışlı büyümeler yatırımcının kararlarını çok etkiliyor. Yatırıma karar veren bir sanayici kısa süre sonra vazgeçiyor. Ama Türk sanayicisi bu değişime açık."

 

Önlemleri sıraladı

Türkiye'de Tüketici Fiyatları Enflasyonu (TÜFE) ile Üretici Fiyatları Enflasyonu (ÜFE) arasında 10 puanlık fark bulunduğunu söyleyen Dr. Mahfi Eğilmez, üreticinin fiyat artışlarını tüketiciye yansıtamadığını belirtti. Bu durumun üreticiyi olumsuz etkilediğini dile getiren Eğilmez, "Bütçe açığını düşürmeyi geçmişte başardık. Tahminim bütçe açığında bu yıl yüzde 2.6'ya doğru hızla gidiyoruz. Seçimden önce verilen sözler bütçeye yük olacak. Cari açık 2011'de yüzde 10'lara yaklaştı. Türkiye tasarruf ile yatırım arasındaki dengeyi kuramadı. Türkiye ya bütçe açığı vererek ya cari açık vererek büyüyor. Bu ilginç bir durum. Açık vermemek mümkün olmasa da yüzde 2'ler civarında açıkla yüzde 5'lik büyümeyi yakalamalıyız. Teşvik sistemiyle bu mümkün" dedi.

 

Yabancı yatırımcı için güven önemli

Eğilmez, Türkiye'nin dış borçlarının toplamının 466 milyar dolar olduğunu, gayrisafi milli hasılanın ise 850 milyar dolara ulaştığını kaydetti. Döviz kurları doğru yönetilemediği için borcun artmış gibi göründüğünü söyleyen Eğilmez, “2000’li yıllarda 40 milyar dolar borcu olan özel sektör bunu 330 milyar dolara çıkardı. Bizim 1 yıl içinde vadesi gelecek borçlarımızın toplamı 180 milyar dolar. Cari açığımız 50 milyar dolar. 230 milyar dolarlık bir sorunumuz var ve her yıl artıyor. Bu ciddi bir rakam. Ödenir mi, ödenir. Daha önce de çevirdik. Ancak bunun için risk yaratmamamız gerekiyor. Risk yaratmamak ne demek? Sürekli kavgaya girmemek gerekiyor. Ekonomiyi yönetirken de riskli konuşmamamız gerekiyor. Risklerin kontrol edilerek kavgaların azaltılması durumunda krizler aşılabilir” ifadelerini kullandı.

Yabancı yatırımcı açısından yargı bağımsızlığına da dikkat çeken Eğilmez, "Türkiye her konuda sesini yükselten bir ülke konuma geldi. Ama bu doğru değil. Çok konuştuğunuz zaman kendinizle çelişebiliyorsunuz. Yabancı yatırımcı için güven önemli. Ekonomide birçok reform yapılmalı. Kurdaki büyük sıçramalara karşı kapıyı açık bırakmamalıyız. Kendi önlemlerimizi almamız lazım. Dolar ne olur tahmin etmek çok zor. Rahibi bıraksak bambaşka olur, Trump yeni bir tweet atarsa bambaşka olur. Normal koşullarda tahminlerim tutar, ama normal koşullarda değiliz" diye konuştu.

 

Önlemlerimizi alalım

Mahfi Eğilmez, yapısal reformların önemli olduğunun da altını çizerken, “Dolar kurunda büyük bir sıçrama var. Oturup düşünmemiz, mutlaka kendim önlemlerimizi almamız gerekiyor. Kredi risk primlerinden (CDS) kaynaklı olarak bizim de fiyatlarımız yükseliyor. Gösterge faizi şu anda yüzde 28, Merkez Bankası’nın faizi 17.75. Burada bir tuhaflık var. Merkez Bankası faiz artırmayınca, kar eden firmalar oluyor. Yüzde 35 faizle kredi alınıyor, kur 7.20’den 5.80’e gelince mutlu olunuyor. Ama buraya da 3.80’den geldik. Bunun enflasyona yansıması da inanılmaz boyutta. Döviz kurları 4.45 iken Merkez Bankası faizleri yüzde 22’ye çıkarsaydı bunları yaşamıyor olurduk. Her 100 dolarlık üretimin 65 doları ithal girdi ile oluyor. Esnek kur politikası varsa bunu uygula… Önlemleri ve ekonomi politikasını gündeme almamız lazım. 1970’lerdeki ekonomi politikasıyla 2018’i yönetmemiz mümkün değil” dedi.

 

 

Yüksek katma değerli

üretim için Eğitim 4.0

Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, yüksek teknolojili ve yüksek katma değerli ürün üretimi için Sanayi 4.0’a geçilmesi gerektiğini vurgularken, bunun da ancak Eğitim 4.0 ile başarılabileceğini tekrarladı. Yorgancılar, “Eğitim 4.0’ı gerçekleştiremediğimiz sürece yüksek teknolojili ürünlere geçebilmemiz maalesef zor” dedi.

Almanya’nın 1. Dünya Savaşı ve 2. Dünya Savaşı’nda ağır yenilgi almasına rağmen bugün dünyanın en büyük ekonomilerinden biri haline gelmesini örnek gösteren Yorgancılar, “Bu mucizeyi mesleki ve teknik eğitimle başardı. Yaz aylarında yapılan 1 aylık stajın kimseye bir faydası yok. 4 yıllık eğitim süresince 4 ay çalışmış oluyor. Ama meslek liselerindeki öğretimde teorikle pratiği buluşturuyorsunuz. O nedenle mesleki ve teknik eğitimde Almanya ile Avusturya modeli çok önemli, o yüzden Eğitim 4.0 çok önemli” diye konuştu.

EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Yorgancılar, ekonomik özgürlük, kalkınma ve dünya ile rekabetin anahtarı olarak da eğitim vurgusu yaparken, şöyle konuştu:

“Kalkınmak istiyorsak, iyi bir noktaya gelmek istiyorsak, dünya ile rekabet etmek istiyorsak, ekonomik özgürlüğümüzü sağlamak istiyorsak yapabileceğimiz tek şey var: Eğitimi devreye sokmak. Bunu yaptığımızda bile ülkedeki dönüşümü 15 sene sonra görebilme imkanımız var.”

Şifremi hatırlat


Lütfen mail adresinizi veya firma sicil numarasını giriniz.

Not: spam maillerinizide kontrol ediniz.