BİNALARDA AYDINLATMA VE ENERJİ VERİMLİLİĞİ, ENERJİ MİMARİSİ VE BİNALARDA ENERJİ VERİMLİLİĞİ BİLGİLENDİRME TOPLANTISI


01.07.2010, Perşembe

İlgili Görseller

Binalarda E+ dönemi

Enerjide yeni trend, kendi kullandığı enerjinin fazlasını üretebilen binalar oluyor. Binaların aydınlatma, ısıtma ve soğutma için ihtiyaç duyduğu enerjiyi ve daha fazlasını güneş, rüzgar ve su gibi yenilenebilir kaynakların yanısıra yalıtımdan da yararlanarak üretebilecek şekilde projelendirilip inşa edilmesi öneriliyor.

Elektrikle çalışan ev aletlerinin enerji tüketimlerinin azaltılması çalışmaları, binaları da kapsadı. Ege Bölgesi Sanayi Odası Enerji ve Enerji Verimliliği Çalışma Grubu Binalarda Enerji Verimliliği Alt Çalışma Grubu, “Binalarda Aydınlatma ve Enerji Verimliliği, Enerji Mimarisi ve Binalarda Enerji Verimliliği”ni bütün ayrıntılarıyla ele aldı. Katılımcı rekoru kırılan seminerin açılış konuşmasını yapan EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, “Güneş, su, rüzgar enerjilerini ne kadar kullanabildiğimizin üzerinde durmamız gerekiyor” dedi.

Yenilenebilir enerjiye destek

Türkiye'de enerji maliyetlerinin çok yüksek olduğunu belirten Yorgancılar, yıllık enerji harcaması 350 milyon doları bulan Petkim’in bu harcamasının ABD'de 200 milyon dolara hatta petrol üreten bir ülkede 40-50 milyon dolara düşebileceğini kaydetti.

Ender Yorgancılar, binalarda en çok enerji kaybının tavan, taban ve pencerelerden yaşandığına dikkati çekerken, zamanla bunların önleminin teknolojik olarak azaltıldığını ifade etti. Yorgancılar, “Ülkemizde enerjinin daha az kullanımıyla ilgili çalışmalar yapılıyor. Ancak bedava enerji var. Güneş, su, rüzgar enerjilerini ne kadar kullanabildiğimizin üzerinde durmamız gerekiyor. Deniz suyu, rüzgar enerjisi, güneş enerjisi, jeotermal enerjiye yönelik çok iyi teşviklerin, desteklerin yapılması gerektiğine inanıyorum” dedi.

Yüzde 50’ye varan tasarruf

EBSO Yönetim Kurulu Sayman Üyesi, Enerji ve Enerji Verimliliği Çalışma Grubu Başkanı Hüseyin Vatansever, artan nüfusla birlikte enerji ihtiyacının da artığını belirterek, enerji tasarrufuna ilişkin bazı önlemlerin alındığını söyledi.

Günümüzde yaygın olarak kullanılan enerji verimliliği, karbon salınımı ve karbon ayak izi deyimlerine son yıllarda enerjinin üretim prosesleri dışında kullanıldığı binalarla ilişkilendirilmesi sonucu “enerji mimarisi” kavramının eklendiğini hatırlatan Vatansever, “Binalarda enerji verimliliği dendiğinde ilk akla gelen, kullanılan elektriğin kullanımında yapılacak tasarrufa dönük faaliyetler ve bina yalıtımıdır. Elektrik enerjisinin binalarda kullanıldığı aydınlatma ile ısıtma-soğutma sistemleri üzerinde yapılacak çalışmalar sonucu elektrik enerjisinde yüzde 30’lardan yüzde 50’lere varan tasarruf imkanı bulunmaktadır” dedi.

Akıllı binalar olarak da adlandırılan bina otomasyon sistemlerinin binalarda enerji tasarrufunun en önemli etkenlerinden biri olduğunu vurgulayan Vatansever, anlık enerji ihtiyaçlarına göre çalışan teknolojilerle bir binanın iklimlendirme konusunda mevsimsel değişikliklere uyumunun sağlanabildiğine işaret etti. Hüseyin Vatansever, son yıllarda gelişen havadan suya, topraktan suya ve sudan suya ısı pompası sistemleriyle de bina konforu için harcanan enerji maliyetinin önemli ölçüde düştüğünü, bu sistemlerin de kısa sürede kendini amorti ettiğini söyledi.

Led aydınlatma sistemlerinin de binanın enerji tüketimini azalttığını belirten Vatansever, bina içi aydınlatmaların belirli bir lükste sabitlenmesi, güneş ışığı ile iç aydınlatma oranlarının sensörlerle ayarlanmasının enerjinin verimli kullanılması ve tasarruf sağlanması önlemleri arasında yeraldığını anlattı.

Vatansever, bina yalıtımlarının standartlar düzeyine ulaştırılması, elektrik tüketiminde kayıp-kaçakların önlenmesi, elektrik enerjisinin mekanik enerjiye ya da ısıya dönüşümünde verimliliğin artırılmasının da önemli olduğunu belirtti.

Karbon salınımını azaltacak faktörler arasında mevcut binalarda enerji verimliliğinin sağlanması, yeni binalarında kendi enerjisini üreten “Sıfır Enerji” hatta tükettiği enerjiden fazlasını üretip enterkonnekte sisteme veren “Artı Enerji Binaları” yaklaşımıyla projelendirilmesini gösteren Hüseyin Vatansever, “Yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik ve ısı enerjisi üretilmesi, otomatik kontrol sistemlerinin doğru uygulamaları, inverter teknolojisi ile ısı pompası teknolojilerinin yaygınlaşması sayesinde binalar sıfır enerji ve artı enerji olurken, karbon emisyonunun da kabul edilebilir seviyelere indirilmesi sağlanacaktır” dedi.

EBSO Meclis Üyesi, Binalarda Enerji Verimliliği Alt Çalışma Grubu Başkanı Mustafa Şafak Baran ise, enerjide dışa az bağımlı olunması durumunda ekonomik krizlerden daha az etkileneceğini belirterek, yenilenebilir enerji kaynaklarının çok önemli olduğunu ifade etti.

Enerji mimarlığı

Seminerin en dikkat çekici sunumunu yapan Yüksek Mimar Çelik Erengezgin, “Enerji mimarlığı”nın bir yaşam felsefesi olduğunu belirtirken, öncelikle yapıların nefes alma doğallığı ve ölçüsünde enerji kullanmasını, kendisine gerektiği kadarını üretebilmesini öngördüğünü anlattı. Erengezgin, “Enerji mimarlığı; kentsel tasarımdan başlayan ve yapı malzemelerinin doğru seçimine kadar sorumluluk taşıyan bir planlama sürecidir. Son yılların yaygın uygulamaları olan anlı şanlı siteler üzücüdür ki, bir trafo binası yerleştirme kolaylığında, en azından bir yön duygusuna bile sahip olmayan, bilinçsizce planlanan, daha işe başlarken kaybedilen milli servetin delilleridir” diye konuştu.

Dörtlü test

Enerji ve ekolojiyi ayrılmaz ikili olarak nitelendiren Erengezgin, bir yapının ekololjik olduğunu iddia etmek için öncelikle enerji sınavından geçmesi gerektiğini vurguladı. Çelik Erengezgin, şunları söyledi: “Ekolojik yapı enerjisini kendi olanakları ile üretebilmelidir. Üretebildiği enerjiyi nefes alma doğallığında kullanabilmelidir. Bu kullanım çıktısı ya da atığı çevreye katkı sunmalıdır. En az doğada kapladığı alan kadar, bir anlamda doğadan aldığı kadar bitkisel toprağı balkonunda, çatısında ya da enerji serasında yeşili korumak için kullanabilmelidir. Enerji mimarlığı dediğimiz şey, bu dört konudan alnının akıyla çıkmayı becerebilmektir.”

Tek kalemde 26 milyar dolarlık tasarruf

Çelik Erengezgin, dünyada üretilen tüm enerjinin yarısının konutlar, kamusal binalar, alışveriş merkezleri ve sanayi yapıları dahil her türlü binanın kapalı mekanlarında tüketildiğine dikkat çekerken, enerji mimarlığının sadece doğru yönlendirme, doğru malzeme ve doğru tasarım ilkeleriyle yani parasal bir yük getirmeden yüzde 50 enerji tasarrufunu garantilediğini bildirdi. Yüzde 100 enerji tasarrufuna giden yolun yüzde 25-50 arasında değişen bir harcamayı, elektronik ve mekanik bazı donanımları gerektirdiğini söyleyen Erengezgin, “Ek bir maliyet gerektirmeyen enerji mimarlığının sadece kapalı mekanlardaki enerji giderleri açısından kazancı 2008 rakamları ile 13 milyar doları bulabilecektir. Sıfır enerji bedeli için yapılacak desteklerle bu bedel 26 milyar dolara çıkabilecektir. Ülkemizin tek kalemde bundan büyük ne bir harcaması ne de tasarruf şansı bulunmuyor. Bütün sorun, bu ilave harcamanın gelecek adına göze alınabilir olmasını ve en kısa sürelerde geri dönüşünü sağlamaktır. Bu amaçla gelişmiş ülkeler; kanun ve yönetmelikler, özel teşvikler ve özendirici örneklerle, insanlığın ve dünyanın geleceğine yatırım yapma yolunu seçmektedir” dedi.

Bundan sonra tasarlanan ve inşa edilecek yapıların aydınlatma ve iklimlendirme için tüm enerji ihtiyaçlarını kendi olanakları ile karşılamasının hedeflendiğini belirten Erengezgin, atıklarını da biyolojik döngüye katmalarının, yağmur suyu ile kendi arıtmalarından elde edilen suyu rezervuar hattı ve bahçe sulamasında kullanarak en az yüzde 50 su tasarrufu sağlamanın da gerekliliğine işaret etti.

Çelik Erengezgin, sürdürülen yaşam ve üretim tarzının ihtiyacı olan enerjinin dünya ortalamasının dört katı olduğunu, bunun getirdiği mali yükün de çok yakın bir gelecekte ödenemez boyutlara ulaşacağının unutulmamasını isterken, hayatın devamı için en önemli kalem olan enerjide en az yüzde 80 dışa bağımlı olmaya boyun eğen Türkiye’nin yıllar boyu süren yanlış enerji politikaları ile hızla uçuruma sürüklendiğini ileri sürdü.

Tasarruf çevre için de şart

Cemdağ Aydınlatma Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sina Cem, artan nüfus ve ekonomik büyümeye paralel olarak artan enerji talebini karşılamaya yönelik yatırımların büyük finansman geretirmesi ve devreye alınma sürelerinin uzun olmasının tasarrufu ön plana çıkardığını hatırlattı. EÜAŞ 2008 sektör raporuna göre Türkiye’nin enerji üretiminin 198 milyar 200 milyon kilovattsaat, enerji üretiminde kullanılan hammaddede dışa bağımlılık oranının da yüzde 59 olduğunu söyleyen Cem, 2020 yılına kadar toplam yüzde 122 ile yüzde 144 arasında değişen talep artışının enerji tasarrufunu daha önemli bir noktaya taşıdığını ifade etti.

Türkiye’deki aydınlatma sistemlerinin altyapılarının eski olduğu için elektriksel kayıpların yüksekliğine dikkat çeken Cem, projelendirme ve tasarım hatalarının yanısıra yanlış ve kalitesiz ürün seçimi nedeniyle arıza oranlarının fazla, sistem ömürlerinin ve yeni teknolojilerin uygulanma oranlarının düşük, kontrol sistem uygulamalarının da sınırlı olduğunu anlattı. Sina Cem, endüstriyel tesislerde aydınlatma için yeni nesil ecoeff serisi çözümlerin uzun servis ömrü, düşük arıza oranı, yüksek sistem verimliliği ve teknik özellikleri nedeniyle işletmelere büyük avantajlar sunduğunu, sadece enerji bedelinin bile sistemi 1 yıldan kısa sürede amorti ettiğini belirtti.

Elektriğin üretim sürecinde santralin yapısına bağlı olarak belirli oranda karbondioksit salınımı gerçekleştiğini, fosil yakıtlı santrallerde bu oranın yüksek olduğunu kaydeden Cem, “Türkiye’deki santrallarin büyük bölümünün kömür ve doğalgaz ağırlıklı olduğu gözönüne alındığında 1 kilovattsaat enerji üretimine karşılık olarak 408 gram karbondioksit salınmaktadır. Sadece 1000 m2’lik bir endüstriyel tesiste 400 vatt civa buharlı sistemin ecoeff sistemle değiştirilmesi durumunda sağlanan enerji tasarrufu karşılığında önemli oranda karbondioksit azalımı sağlanıyor. Çevresel olarak bir değerlendirme yapılırken; CO

emisyonun ötesinde, malzeme içerisinde yer alan diğer zehirli bileşenlerinde değerlendirilmesi gerekir. Bu noktada; en önemli kriter, malzeme içerisindeki civanın ve lamba sirkülasyonuna bağlı olarak yıllık ortalama atık oranının ne boyutta olduğudur.  Hem düşük civa oranına sahip, hem de uzun ömürlü sistemlerin kullanılması en uygun yaklaşım olacaktır” diye konuştu.

Şifremi hatırlat


Lütfen mail adresinizi veya firma sicil numarasını giriniz.

Not: spam maillerinizide kontrol ediniz.