BAŞKAN'IN MESAJI

İÇİMİZ YANARKEN,

2010 yılından bu yana her Mayıs ayında küresel krizle ilgili çok önemli olaylar yaşanmış adeta Mayıs ayları krizler ve sıkıntılarla anılır olmuştur. 2013 yılının Mayıs ayında ülkemizin yaşadığı toplumsal olayların akabinde, içinde bulunduğumuz Mayıs ayında yaşadığımız Soma Faciası diğerleriyle kıyaslanamayacak kadar büyük ve acıdır.

Yaşamını yitiren kardeşlerimize Allah’tan rahmet, acılı ailelerine ve ulusumuza başsağlığı ve sabır, yaralı madencilerimize de acil şifalar diliyorum.

301 kişinin ölümüne sebep olan; evlatları yetim, eşleri dul bırakan, anaların kardeşlerin yüreğine bıçak saplayan, tüm Türkiye’yi yasa boğan, sınırları aşan bu tarifsiz acı bizleri başka gerçeklerle yüzleştirmiştir.

O hep ifade edilen “Türkiye’de insan hayatının hiçbir önemi olmadığı” tezi bir kez daha doğrulanmıştır. Tüm dünyanın da hayretle ve kınama mesajları ile karşıladığı, adeta Türkiye’nin 3. dünya ülke kategorisine dahil edildiği bir durumla karşı karşıyayız.

“Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, insanların nasıl öldüğüne bakın” diyen Albert Camus’un sözü; bizlere yeniden kaçırılıp öldürülen evlatlarımızı,  eşinden şiddet görerek öldürülen kadınlarımızı, namus cinayetlerimizi, terör sonucunda hayatını kaybeden gençlerimizi, her bayramda yaşanan trafik kazaları ve sonrasındaki ölümleri hatırlatmaktadır. Şimdi buna bir de Soma katliamı eklenmiştir. Sadece bu tablo bile uluslararası arenada Türkiye için fikir yürütmeye yetip de artmaktadır.

Her zaman ifade ettiğimiz, insani gelişmişlik endekslerinden, özgürlüklere kadar açıklanan birçok toplumsal veri hep şunu vurgulamaktadır: Ekonomik açıdan iyi olmanın, tek başına sosyal gelişmeyi açıklamadığı, bu nedenle de eksiklerin tamamlanması gerektiğidir. Belki sıralamalar birebir doğruyu yansıtmayabilir. Ama daima üç aşağı beş yukarı bizlere doğru mesajı verir. Artık bu saatten sonra bunları görmezden gelemeyiz.

Toplu bir katliam olarak nitelenen Soma faciası sonrasında, yaşama haklarını ellerinden aldığımız vatandaşlarımıza bunu borçlu olduğumuz inancındayım. Geride kalan ailelerin her bir ferdine de bunu borçluyuz.

En çok kömür üretiminin yapıldığı 3 ülkeden biri olan ABD’de dünya genelinde en az iş kazasının gerçekleşmiş olmasının mutlaka bir açıklaması vardır. Benzer şekilde gelişmiş ülkeler olarak tanımlanan Almanya ve İngiltere’de son 50 yıldır ölümlü bir kaza olmamasının da bir nedeni olmalı.

Dünyada üretilen elektrik enerjisinin yüzde 41’i, tüketilen birincil enerjinin yüzde 30’u, dünya demir-çelik üretiminde kullanılan enerjinin yüzde 70’i kömürden elde ediliyor iken, bu sektörden elbette ki vazgeçmemiz mümkün değildir.

Ancak, 12 yıl önceki Zonguldak acısından çıkaramadığımız dersleri, Soma faciasından çıkarmalı, her kim ya da kimlerin ihmali varsa hukuken sonuna kadar cezasını çekmesi sağlanmalıdır. Zira, açıklamalar ve iddialar bunun bir kaza olmadığını doğrular niteliktedir.

Bir sanayici, elbette ki üretimin artırılması, elbette ki sonucunda kar elde etme amacı ile hareket eder. Ancak sanayici şunu çok iyi bilir ki, işçisi olmadan o bir hiçtir. İşçisinin güvenliğini sağlamadan hareket etmenin sakıncalarının bilincindedir. Bizler de bu bilinç içerisinde Ege Bölgesi Sanayi Odası’nda sadece son 1 yılda 11 tane İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili bilgilendirme toplantıları düzenledik. Bakanlık yetkilileri ve uzmanlarını davet ettiğimiz toplantılarımızın her birine en az ortalama 120 kişi katılım sağlamıştır. Amacımız işvereni bilgilendirmek, iş sağlığı ve güvenliği hususunda eksiklerini tamamlamaktır. Üyelerimiz de bu farkındalık içerisinde her bir toplantımıza yoğun ilgi göstermiştir.

Bu elim olay, aslında ne kadar doğru yaptığımızı ve bu hususta devam etmemiz gerektiğini bir kez daha göstermiştir.

Türkiye, gündemi çok hızlı değişen ve bu anlamda bir önceki acıyı çok çabuk unutan bir ülke yapısındadır. Bu alışkanlığımızın Soma için tekrarlanmamasını gönülden diliyorum.

İnsanımızın böylesi bir acıda dahi gözü kapalı taraf olma içgüdüsüyle hareket ediyor olmasını kabul etmekte zorlanıyorum. O nedenledir ki, gönülden dilediğim bir başka nokta da; son bir yıldır toplum içinde yaşanan sözlü ve fiziksel şiddetin artık sonlandırılmasıdır.

Acılarda birleşmeyi ve zor günlerde birlik olma geleneğimizi kaybediyor olmaktan büyük üzüntü duymaktayım. Bu hususta sorumluluk sahibi herkese görev düşmektedir. Söylemlerimizde daha hassas, daha yapıcı ve daha barışçıl olmak zorundayız. İnsan odaklı bir anlayış, her türlü politikamızın temelini oluşturmalıdır.

Atalarımızın kanıyla sulanmış, uğruna canlar feda ettiğimiz eşsiz güzellikteki ülkemiz bunu hak etmemektedir. Yeniden birlik olmayı, huzur ve güven içerisinde yaşamayı, ülkemize daha fazla nasıl katkı yaparızı konuştuğumuz günleri temenni ediyor, buruk da olsa asla anlam ve önemini unutmadığımız, unutmayacağımız 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımızı bir kez daha kutluyorum. Başta Ulu Önder Mustafa Kemal olmak üzere, tüm şehitlerimizin ruhları şad olsun. Şükranla, rahmetle ve özlemle anıyoruz.

 


Ender YORGANCILAR
Yönetim Kurulu Başkanı

Başkanın Önceki Yazıları



Şifremi hatırlat


Lütfen mail adresinizi veya firma sicil numarasını giriniz.

Not: spam maillerinizide kontrol ediniz.