BAŞKAN'IN MESAJI

EYLÜL SENDROMU: KRİZİN 5. YILDÖNÜMÜ ve FED KARARLARI

5. yılını dolduran küresel krizde, taşınan riskler dolayısıyla hala toparlanamayan ve hala 2008 performansına ulaşamayan bir dünya ekonomisi ile karşı karşıyayız.
 
Bununla birlikte; gerek siyasi, gerek sosyal, gerekse ekonomi anlamında dünya geneli ve ülkemizde olağandışı geçen yaz döneminin ardından, beklenen Eylül ayının da sonuna geldik.
 
Mayıs ayında FED tarafından yapılan, “parasal genişlemede sona yaklaşıldığı” açıklaması ile endişe içerisinde beklenen Eylül ayında, piyasalar adeta ters köşeye yatırıldı ve tamamen beklentilerin dışına çıkıldı. Bu durum da, bizim gibi sıcak paraya bağımlı gelişmekte olan ülkelere zaman kazandırmış oldu. Ancak biliyoruz ki, bu karardan kaçış bulunmamaktadır.
 
İşte bu nedenden dolayı; vergiden, yatırıma, eğitimden hukuki düzenlemelere kadar bir dizi yapısal reformlar bugün dünden daha çok gerekmektedir. Altını bir kez daha çizmekte fayda görmekteyim ki, Türkiye’nin üretmeye, ürettikçe büyümeye, istihdam sağlamaya ihtiyacı vardır. Artık istiyoruz ki, Türkiye, portföy yatırımlarından ziyade doğrudan yatırımları çekebilen bir yapıya bürünmelidir.
 
2012 yılı ikinci çeyrekte beklentilerin üzerinde büyüyen Türkiye’nin özel yatırımlarındaki gerileme de, bu zorunluluğu ortaya koymaktadır.
 
Tüketim ve ithalata dayalı olarak büyüyen Türkiye, dönüşüm sürecine giren küresel konjonktür nedeniyle, mevcut ekonomi politikalarını buna göre revize etmek durumundadır.
 
Artan faizler ve kurlar, iç taleple büyümenin de önüne geçmektedir. Biliyoruz ki, sürdürülebilir yüksek büyüme, sürdürülebilir rekabet gücü ile mümkündür.
 
Ulusal ve küresel düzeyde birçok ekonomik ve siyasi faktörün uzun zamandır ilk kez eş anlı olarak olumsuz etkiler yarattığı bu konjonktürde yakalanan büyüme hızını asla küçümsemiyoruz. Ancak, devamı açısından belirsizlikleri azaltıcı, güveni artırıcı önlemler alınması gerektiğini savunuyoruz. Bu bağlamda da, Merkez Bankası'na önemli görevler düşmektedir.
 
Zira, FED’in almadığı bir kararla bugün coşan piyasalar, düşen dolar kuru, çıkışını durduran yabancı yatırımlar yarın alınacak bir kararla, aksi yönde hareketlerini sürdüreceklerdir. Geleceğin yıldız ülkeleri arasında gösterilen ve 2023 hedefleri olan Türkiye için, beklentilerinin aksine gerçekleşecek eğilimler, yeniden risklerle dolu bir sürece bizleri sürükleyecektir.
 
Çünkü, sadece kurdan dolayı, 1 doların 2 TL’yi aşması ile Mayıs ayından bu yana %15 artan özel sektör borcu ile karşı karşıyayız. Özkaynak sıkıntısı çeken özel sektör açısından bu bile başlı başına bir riski ortaya koymaktadır.
 
Bu anlamda baktığımızda, sonbaharın belirsizliklere gebe olduğunu söylememiz de yanlış olmayacaktır
 
Yarattığı gündem ile sıcak geçen bir yaz, daha da sıcak geçecek bir döneme yerini bırakmış gibi görünmektedir. Her zaman ki gibi temennimiz ve önceliğimiz ülkemizin güvenliği olup, sonrasında ise siyasi-sosyal-ekonomi üçgeninde sıkışıp kalmadan çıkışın sürdüren bir Türkiye özlemimizin altını çiziyor, güçlükleri birlikte, sevgiyle ve hoşgörüyle aşacağımıza olan inancımı tekrarlamak istiyorum.
 

Ender YORGANCILAR
Yönetim Kurulu Başkanı

Başkanın Önceki Yazıları



Şifremi hatırlat


Lütfen mail adresinizi veya firma sicil numarasını giriniz.

Not: spam maillerinizide kontrol ediniz.