BAŞKAN'IN MESAJI

2013’Ü UĞURLARKEN

Küresel krizin 5. yılını tamamladığımız 2013 yılı; gelişmiş ülkelerdeki toparlanma çabalarına rağmen, krizi aşma başarısının henüz gösterilemediği, belirsizliklerin ve endişelerin devam ettiği, gelişmekte olan ülkelerde de kırılganlıkların belirginleştiği bir yıl olmuştur. Gerek dünya genelinde, gerekse ülkesel bazda 2012 yılına göre daha az büyüme sağlanmıştır.

Fed'in 22 Mayıs tarihli açıklamasına bağlı olarak uluslararası para ve sermaye piyasalarında yaşanan dalgalanmalarla 2013 yılının ikinci yarısı yeniden şekillenmiş, gelişmekte olan ülkelerin kırılganlıkları su yüzüne çıkmıştır.

Türkiye için, 2012 yılı son 3 yılın en düşük büyümesini gerçekleştirmesine rağmen, ekonomideki performansı ile 18 yılın ardından uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları tarafından yatırım yapılabilir seviyeye yükseldiği bir yıl olmuştu. Böyle bir yılın ardından, 2013 yılında ise artan büyümeye rağmen, FED açıklamaları ile kırılganlıkların ortaya çıkması belirsizlikleri ve riskleri arttırmıştır.

Her ne kadar piyasalar bu durumu satın almış olsa da, 2014 yılında verilecek tepkiyi kestirmek oldukça güç görünmektedir.

2013 3.çeyrek itibari ile %4,4’lük büyüme hızı, dünya genel ortalamasına göre sevindirici olmakla birlikte, kalitesi açısından da bir o kadar düşündürücüdür. FED etkisi ile ülke içinde belirginleşen daha fazla kur ve faiz artışı beklentisi tüketicilerin kredi destekli taleplerini öne çekmiş bu da büyümenin yavaşlamasını engellemiştir.

Net dış talebin büyümeye katkısı 2012 3. çeyrekte pozitif yönde yüzde 3,1 iken, 2013 3. çeyrek itibari ile negatif olup, -2,2’dir. Özel tüketim harcamaları büyümeye devam ederken özel kesim yatırımlarında da uzun süre sonra büyüme olması bizi umutlandırmıştır. Küresel koşullardaki olumsuzluklara rağmen, imalat sanayi sektörünün yılın ilk 9 ayında yüzde 3,5 büyümesini olumlu ancak, gelecek adına yetersiz görmekteyiz.

Türkiye'nin başta komşu ülkeler olmak üzere ihracat pazarlarında hem siyasi sorunlar hem de küresel istikrarsızlıklardan kaynaklı, ihracattaki sınırlı artışı büyümenin kalitesi açısından da önemsemekteyiz. Ayrıca dış girdi bağımlılığı ve artan kurlar maliyetleri artırarak dış pazarlarda avantaj elde edilmesini de engellemiştir.

Kredilerle iç talep çekişli olarak büyüyen bir ekonomide faizler son derece önemlidir. Faizlerde yılın ikinci çeyreğinde karşılaştığımız rekor düzeydeki düşük oranların yakın zamanda yeniden görmek olası değildir.

Ortaya çıkan bu resim göstermektedir ki; 2014 yılında yeni bir vizyonla, üretime ve ihracata dayalı sürdürülebilir bir büyüme için somut adımlar atılmalıdır. Özel sektörün riske dönüşen dış borcu ve işsizliğin yeniden çift haneye dayanmış olması da bunu zorunlu kılmaktadır.

Tüketim ve ithalata dayalı olarak büyüyen Türkiye, dönüşüm sürecine giren küresel konjonktür nedeniyle, mevcut ekonomi politikalarını buna göre revize etmek durumundadır. En büyük temennimiz böylesi kritik bir süreçte, 2014 yılında ekonominin siyasetin gerisinde kalmamasıdır. Mutlu ve umutlu bir yıl diliyorum.


Ender YORGANCILAR
Yönetim Kurulu Başkanı

Başkanın Önceki Yazıları



Şifremi hatırlat


Lütfen mail adresinizi veya firma sicil numarasını giriniz.

Not: spam maillerinizide kontrol ediniz.